Ana Menü
Anasayfa
Forum
İletişim
Haberler
Yüksek Mahkeme Kararları
Yargıtay
Danıştay
Anayasa Mahkemesi
Hukuk Sözlüğü
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I
İ
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Tüm Hakları Saklıdır.
AnadoluHukuk.Com WebMaster Team
T
taaddüd: birden çok taahhütname: Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge. taalluk: ilişiği olma; asılma; ilgi taayyün: tayin olunma; belli olma; belirme tabiyet: kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık tacir : ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir. tadât : sayma; sayılma; sayım tadil : değiştirme; değişiklik tağyir: başkalaştırma; değiştirme; bozma tahakkuk gerçekleştirme; gerçekleşme tahaddüs: ortaya çıkmak tahassul: hasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma tahavvül : değişme; dönme tahdîdât : sınırlamalar; kısıntılar tahfif : hafifletme; azaltma tahkikat: soruşturma tahlif: yemin tahliye taahhütnamesi: Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı. tahliye: Boşaltma; salıverme; serbest bırakma. tahrir: yazım tahsin: beğenme tahsis: Emrine verme; özgüleme. tahşiye: çıkıntı yapmak takas: Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması. taksim: Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi. takyit: kısıtlama ta'lık : geciktirme; askıda bırakılma tahmil: yükleme tahrip : harabetme; yıkma; kırma; bozma tahrir : yazma; yazım tahriren: yazılı olarak taht : alt; aşağı tahtani: binanın alt kısmı tahtani fevkani: altlı üstlü tahvil : değiştirme; değiştirilme; borç senedi tahvilat: tahviller takaddüm: önce gelme; önde gelme takarrür etmek: kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar takrîr : önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme takrir etmek: sağlamlaştırmak taksir: iradi olarak işlenen bir icra ya da ihmal eyleminden, fail tarafından istenmemiş olmalarına rağmen, kanunun cezalandırdığı sonuçların meydana gelmesi hali takyit : sınırlama; kayıtlama; şarta bağlama; kısıtlama talâk: islâm hukukunda boşanma talîmâtnâme: yönetmelik tapuyu misil : tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha tarik : yol; yöntem târik : terkeden; bırakan tariki âmm: herkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol; tasarruf: Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü. tashih: düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi tasnif: düzen tasrih etmek: açıklamak; belirtmek tasvib : doğru bulma; uygun görme; onaylama tatbika medar imza: uygulamaya elverişli imza tathir : temizleme tavassut: aracılık; ara bulma; aracı olma tavazzuh: aydınlanma tavzîh : açıklama tavzif: görevlendirme tazammun etmek: öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak tazminat: Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir. teadül : beraberlik; denklik; birbirine denk gelme teahhur(teehhür): gecikme; temerrüt teâmül : örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış. teati: karşılıklı gönderme tebaa : uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler tebâdür: akla gelme; hatırlanma tebârüz ettirme: belirtme; ortaya koyma tebdil : değişme; değiştirilme tebeddül: değişiklik tebellüğ : bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma tebellür : netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma tebeyyün etmek: saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak tebligat: Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi. tecdit : yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme. tecezzî: bölünme; doğranma tecvîz : ceza verme; caiz görme tedabir: tedbirler önlemler tedarik : sağlama; temin etme tedavül : sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma tedip hakkı: ana babalara tanınmış çocuğa öğüt vermek, ihtirada bulunmak tebdil : değiştirmek tebeddül : değişiklikler tebeyyün : ortaya çıkmak tediye : ödeme; bir borcun ödenmesi tedricen: azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak tedvîn : hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma teehhür: gecikme; sonraya kalma teemmül: düşünüp taşınma; etraflıca düşünme teessüs : kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma tefehhüm: anlamak; akıl erdirmek teferruat : ayrıntı; bölgesel töreye (örfe) veya malikin açık isteğine göre, bir şeyin işletilmesi veya korunması veya ondan yararlanılması için sürekli olarak ona tahsis olunan ve kullanışta o şeye bağlı kılınan yada takılan veya onunla birleştirilen taşınır mallar, asıl şeyin teferruatıdır. teferruğ : satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme teffiz: bkz. tefvîz tefhim: verilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi tefrişat: döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya tefvîz : ihale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma tehâlüf: yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma tehir erteleme: ara verme tek taraflı irade beyanı: Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması. tekabül etmek: karşılamak; karşılık olmak tekaüd : emeklilik tekâyüd: birbirine hile yapma tekeffül : birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme tekemmül: tamamlanma; olgunlaşma tekevvün etme: yaratılma; meydana gelme telâfi: zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme telâhuk: birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması telhîs: hülasa etme; özetleme; özet telif: yazma; uzlaştırma telif hakları : fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır. telvis etmek: kirletmek temadi: sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama temellük: mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma temerrüd: direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme temettü: kâr; kazanç payı; yarar teminat: Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti. teminat akçesi: bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para temlik: devir temlik: Bir malın veya hakkın, bir hukuki işlemle başkasına devredilmesi; mülkiyetin nakli. temyiz Kudreti: İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği. tenâküz: çelişki tenbih: uyarma; uyarı tenezzül: inme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme tenkis: indirme; azaltma; eksiltme tenmiye: nemalandırma; artırma; işletme tensip: uygun görme tenvîrât: aydınlatma; ışıklandırma tenzil: indirtme; azaltma terâküm: birikme; biriktirme tercihe şayan: üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen tereke (terike): miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı terekküp etmek: oluşmak teressübât : tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar terettüp etmek: düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek terhin : rehin olarak verme; emanet bırakma terkin : silme; çizme; resmi kütük veya defterde yazılı bulunan bir konunun (şerhin) çizilmesi termim: tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme tersîmât: resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler tertip : sıra; düzen; düzenleme tesâhub: sahip çıkma; koruma tescil: Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi. tesellüm : teslim alma tesmiye : ad koyma; isimlendirme; belirleme tesviye : sonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme teşevvüş: karışıklık; kargaşalık teşmil : kapsamına alma; yayma tevakkuf: bağlı olma; durma tevarüs : bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme tevdi etmek: vermek; bırakmak; sunmak teveccüh : yönelme; yakınlık duyma; sevgi tevellüt: doğum; doğma tevessül etmek: başvurmak; kalkışmak; girişmek tevfik : uydurma; uygunlaştırma tevfikan: uyarınca; (ona) göre tevhid : birleştirme tevkif: tutuklama tevkil: Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi. tevlit etmek: doğurmak tevliyet : vakfın işlerini yönetmek tevliyet davası: mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava tevsî' : genişleme tevsîk : belgelendirme tevzi : dağıtma tezâyüd: artış; çoğalma tezkere-i sâmiyye: sadrazamlık makamından yazılan tezkere tezyinat : süslemeler toplu iş sözleşmesi: işçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır. trampa: Bir malın başka bir malla veya bir hakkın başka bir hakla değiştirilmesini konu alan sözleşme. tüzel Kişi: Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan. tüzük : Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştayın incelemesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.